Bir haberin makro yapısı denildiğinde; olayların çerçevelenme biçimleri ve dili kastedilir. Diğer bir deyişle, haber metinleri, başlıkları, spotları, yazanın imzası, haber metninin dili, metni oluşturan cümleleri, sentaksı (söz dizimi), sözcükleri, fotoğrafları, fotoğraf altı yazısı (lejant), grafikleri, illüstrasyonu ve karikatürleri vb. unsurları anlaşılır.
Roland Barthes, anlatının, kurmaca veya gerçek olayları bir öykü haline getirerek aktarma sanatı olduğunu ifade eder. Anlatının dayanağı, eklemli dil (sözlü ya da yazılı), görüntü (durağan ya da hareketli), el-kol-baş hareketi, ve bütün bu tözlerin düzenli bir karışımından oluşabildiğini belirtir. Söylencede, fablda, masalda, öyküde, destanda pandomimde, tabloda, vitrayda, sinemada, çizgi resimde, gazete haberinde, konuşmada anlatı hep vardır (Barthes, R, 1988: 7). Anlatı ise bir metindir.
‘Metin’, çözümlenmek üzere ele alınan her şeydir (Parsa S., Parsa A., 2002:21). Sadece cümlelerden kurulu yazılı eserlerin dışında bir filmin sahnesi, bir tiyatro perdesi, bir sinema afişi, bir kitap kapağı, bir ürünün ambalajı, bir beste, resim, heykel, fotoğraf ve tabii ki haber metni ve haber fotoğrafı. Bunların her biri metindir ve bu örnekleri çoğaltmak da mümkündür. Kısaca herhangi bir yazılı haber metni gibi (örneğin köşe yazısı) haber fotoğrafı ve ona bağlı olan fotoğraf altı yazısı (lejant) da birer metindir.
Fotoğraf altı yazısı, dikkat çeken bir fotoğrafın altındaysa, büyük bir olasılıkla başlıklardan da önce okunan ilk metindir. Bu nedenle fotoğraf altı yazısını kaleme alırken titiz davranmak gerekir.
Fotoğrafta görünenler daha açık ve detaylı biçimde fotoğraf altında sunulur. Ama bu öyle yapılmalıdır ki okuru meraklandırmalı ve hem sunduğu kısa bilgi ile okuru yeterince bilgilendirmeli hem de haber metnini okumaya yönlendirmelidir. Alt yazıda kesin bilgiler yer almalıdır. Yer, tarih, isim gibi. Kesinlikle fotoğraf alt yazısında yorum yapılmamalıdır. Habere ait arşiv bir fotoğraf kullanılmışsa bunu fotoğraf altında mutlaka belirtmek gerekir (Schneider W, Raue P, 2000:39)
Fotoğraf altı yazısı üzerinde titizlikle durulması gereken bir konudur. Çünkü fotoğraf altı yazısı ile görüntüler (imgeler) rahatlıkla manipüle edilebilir. Bir altyazı, fotoğrafın etkisini baştan başa değiştirebilir. Altyazının etkisine bir örnek: Ağlayan bir kadın fotoğrafı ve altında “Kapkaççıların saldırısına uğrayan kadın” yazsın; aynı karenin altında ise “Üç kişinin tecavüzüne uğrayan kadın”; yine aynı karenin altına “Trafik canavarı, çarptığı yaya oracıkta öldü” ya da “Kızını trafik kazasında kaybeden anne” bu altyazıyı sonsuz sayıda değiştirebiliriz ve sonuçta altyazıya göre manipüle oluruz.
Fotoğraf altı yazısı, “fotoğraf editörü”nü “fotoğraf şefi”nden ayıran en temel özelliktir. Yani fotoğraf editörü, fotoğraf alt yazısı yazar veya ne yazılacağına karar verir. Ancak fotoğraf şefi sadece fotoğrafı seçer. Magnum Fotoğraf Ajansı’nın editörlerinin seçip gönderdiği fotoğrafların altında yer alan yazılara hiçbir kurum itiraz etmeden kullanırdı. Türk basınında fotoğraf editörü olmadığı için fotoğraf altı yazılarında da ciddi hatalar yapılmaktadır. Bu yazılara çoğu zaman yazı işleri müdürü ya da haber müdürleri karar vermektedir. Oysa lejant, yani fotoğraf altı yazısı fotoğrafın bir parçası ve onun sesidir.
“...bu fotoğraf da tüm fotoğraflar gibi fiziksel olarak dilsizdir. Altına yazılan yazının ağzından konuşur. Sözcükler fotoğraflardan daha yüksek sesle konuşurlar. Altyazılar gözlerimizin kanıtını ayaklar altında çiğneme eğilimindedirler. Ancak hiçbir altyazı bir fotoğrafın anlamını kalıcı biçimde sınırlayamaz ya da sağlama bağlayamaz. Ahlakçıların bir fotoğraftan talep ettikleri şey , aslında bir fotoğrafın asla yapamayacağı şeydir-konuşmak. Eksik olan bu ses, altyazıdır ve onun hakikati söylemesi için konuşması beklenir. Ancak tümüyle doğru olan bir altyazı bile, altına iliştirildiği fotoğrafın yalnızca onu zorunlu olarak sınırlayıcı bir yorumudur ve altyazı eldiveni öylesine kolay giyilip çıkarılır ki...”(Sontag S, 1999: s. 128).
Aşağıdaki haber fotoğrafı, 10 Mart 2004 tarihinde Tercüman Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Fotoğrafın altına yazılan yazı, adeta Bolu halkının geleneksel kıyafetinin Kızılderili kıyafeti olduğunu belirtmektedir. Öyle ki meraklanıp haber metni okunduğunda Malezya’dan tek başına gelen gelinin sadece damada bir damatlık getirdiğini yazıyor. Damadın yakınları ise geleneksel kıyafetleri ile hayranlık yaratmış.